|
Kötü gidişatlar elbet bir gün bir şekilde düzelir; turistler yine sahillerimize, tesislerimize ve yöremize akın akın gelebilir.Ama dikkat etmemiz gereken birçok husus olduğunu da bilmek gerekir.
HİZMET SEKTÖRÜN TEMELİ “İNSANA HİZMET ETMEK “ ve “BU HİZMETİ YİNE BİR İNSANLA SAĞLAMAKTIR.”“EVET PERSONELLE!” Sanırım birçok konaklama, eğlence, yiyecek-içecek tesisleri aynı fikirdedir. Kalifiye personel, onu da geçtik ileride kalifiye personel olabilecek yetiştirilmek üzere elemanlar hiçbiri yok ortalıkta.
NEDEN?
İşyerleri eleman arar bulamaz, personel iş arar bulamaz!
Ne entresandır bu karşılıklı durum.
Peki sorun nerededir?
Okullarda mı? Yoksa personeller de mi? Yoksa piyasanın durumundan mıdır?
Sayılabilecek bir sürü neden ortaya çıkabilir.
Okullarla başlayalım.
Eğitimi ne oranda ne şekilde ve her şeyden öncesi kimlerle ve kimlere veriyoruz.
Daha sağlıklı ve daha uygulanabilir derslere ve eğitim sistemine geçmeye çalışıyor okullar. Kısacası bir çaba içerisindeler.
Zaman içerisinde daha da iyi olacaklar.
Peki kimlere veriyorlar bu dersleri?
Örnek : 90 kişilik iki sınıf turizm mezunu oldu. Şu an 2-3 kişi turizme devam ediyor. Diğerleri? Hepsi hayat kavgasında farklı alanlara girmişler. Peki yazık değil mi onca çabaya ve onca zamana ve de paraya? Onların yerine gerçekten turizmle uğraşmak isteyen kişiler okullarda eğitim görselerdi daha iyi olmaz mıydı? Belki sınav sistemi değişmeli belki de yetenek sınavı ile alınmalı... . Hizmet sektörü görünüşümüzle, konuşmamızla, ahlakımızla, genel kültürümüzle, bilgimizle kısacası en üst seviyede her şeyimizle içi içedir. Diğer bir husus: çalışanları dikkate alalım. Ne oranda kendilerini işe verip geliştiriyorlar. Bir anket yapalım çalışanlarla ilgili. “5-10 yıl sonra nerelerde / hangi mevkilerde olmak istiyorsunuz” diye. Çevremizden biliyoruz ki doğru dürüst cevap verebilen yok. Çünkü ideali yok yalnızca günü geçirmek. Belki de yaz aşkları yaşamak, belki de iyi bir eş bulup yurtdışına kapağı atmak, belki de kısa süreliğine çok para kazanıp sabahlara kadar eğlenmek, ... bilemiyoruz ama sonrası yine boşluk.
Çalışanlar, Haklarından – Ödevlerinden, sektörün yeniliklerinden haberi yok ve de ilgilenmiyorlar.
Tesis sahipleri ne yapsın, Bu kadar mali yüklerin altında iş azlığından olabildiğince ucuz eleman çalıştırmak istiyorlar ki maliyetlerden kurtarmak için. Buldukları elemanlarla işi idare etmeye çalışıyorlar ve de iki - üç ayda bir eleman, şef, müdür, vs.. değişiyor. Geçenlerde bir espri konusu olmuştu.: Yakın çevrenizde nerden bakarsanız elli otel vardır. Her birinde bir yıl çalışsanız elli yıl yapar ki ona gerek kalmadan emekli olur çıkarsınız zaten. Sonuç bulduğunuz elemanlar zaman içerisinde yetişiyor, gelişiyor tam faydalanmaya çalışacakken bakmışsınız ki başka yere transfer. Oradan da başka yere.
Bir bakmışsınız ki işsiz...?
PEKİ NASIL YAPACAĞIZ BU İŞLERİ.
Devleti bu konulardan ayrı tutalım diyeceğim ama tutamıyorum.
Şu bir gerçek turizm sektörü iş sağlamak maksadı ile en yüksek oranlara sahip. Çalışanların aileleri ile geniş bir kesime hayat vermektedir.
Peki ülkemizin yaklaşık olarak ikibuçuk milyon işsizliğin içerisinde turizmin oniki ay yayılması için harekete geçirilmeye çalışıldığı şu sıralarda neden devlet bu personelin iş sahiplerine kolaylıklar sağlamıyor. ( ötv, kdv indirimi veya kolaylıkları, personel ssk indirimi veya kolaylıkları, uzun vadeli düşük krediler, reklam tanıtım katkıları vb.... )
Bunları yanı sıra işveren ve işçi olarak bizleri yapması gerekenler nedir?
Personel her şeyden önce düşünce olarak fazla fantazilere kaçmamalı ve kesinlikle insana hizmet etmeye geldiğini bilmeli. Örf – Adet, Gelenek – Görenek, Tarihini, Yaşadığı Coğrafya’yı çok ama çok iyi bilmeli ki gelenlere ( İç - Dış Pazar ayırmaksızın ) hizmet verebilmeli.
Kendini dünyadan soyutlamalı aksine bütünleşmeli. Gazete, Dergi, Kitap, İnternet, Yeni Teknolojik Gelişmelere ve Yeni Turizm Metot ve Uygulamaları konusunda kendini geliştirmeli yeni fikirler üretmeli. Kesinlikle gelecekle ilgili planlar hazırlayıp ona göre yola çıkmalı.
Sektörün işverenleri yukarıdaki hususlar konusunda zemin hazırlayıp daha fazlasıyla beraber üzerine düşen görevleri yapmalı. Burada söylediğinizi duyar gibiyim. Evet. İşverenler gerekirse utanmadan - var ise - kendinde var olan bu eksiklikleri de fark ederek en kısa sürede kendilerini geliştirmeli ve dünyaya ayak uydurmalıdır. Uygun koşullar da personel için konaklama, yeme-içme, eğitim vermeli.
Gerekirse - tabiri caiz ise - personeli elinden tutup büyütmeli ki ileride kendisine faydalı olmalı. Bütün bunları karşılıklı sözleşmeler içerisinde yapılabilir.( futbol takımlarımızın altyapıları gibi. )
Mutlu ve gelişerek devamlılık gösteren personel Mutlu ve Devamlı Müşteriler demektir.
( DİKKAT : Dünaya’da ve Türkiye’de Turizm sektörü gelecek vaad eden ve tercih edilen meslekler arasında yüzdeleme sıralamasında gitgide bir düşüş yaşanmaktaır. )
GELECEK : DÖKÜNTÜ TURİZM
Kimse gücenmesin herkes ağılıyor. İşçisinden işverenine kadar. Turist yok diye. Hanımlar Beyler ilk önce kendimize bakalım gelenler nereye – niçin gelecek, yüzümüzün hatırına mı?
Biri çıksın söylesin 50 yıl sonra Marmaris’in durumu bu olacak diye. Söyleyeyim yıkılıp yapılmazsa ve çooook uzun vadeli planlar yapılmazsa daha karmaşık hale gelecek. Konutlar, Diskolar, Oteller, Apartlar, Restaurant’lar hepsi ama hepsi içice girmiş ve girmeye devam edecek. Ne aile yaşamı saygı var, ne de birbirinin yaşantısına. Herkes bir şeylerin peşinde. Geriye bıraktıkları döküntüden haberleri yok.
Her yer betonarme oldu çıktı. 10m2 bir yer bulsalar bina dikiyorlar. Ne için? Turistler için. Para kazanmak için. Ya bir gün gelmeyi bırakırsalar ne olacak? Burada kendi kendimize yaşamaya mahkum kalırsak ne olacak? Turistler bunların farkında millet. Müşteri için önemli değil. Gelir bir iki hafta kalır gider. Beğenmezse şikayet eder. Haklı çıkarsa da parasını geri alır. Onun için problem değil. O gelir gider. Biz burada yaşıyoruz. Çocuklarımız torunlarımız burada yaşayacak. Ne bırakacağız onlara. Marmaris. Doğa harikası bir koylar yeşillik içerisinde. Peki Marmaris içi. Sosyal tesislerle dolu, Yeşil park alanlarıyla içice, yenilenmiş modernleşmiş tesis ve binalarla, iş ve mesken konutların ayrı ve düzenli olduğu cıvıl cıvıl bir MARMARİS
|